KALPLERİN FORUMU

Harika Foruma Hos Geldiniz
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» göremediğin
C.tesi 13 Ağus. - 22:01 tarafından DeaSsi

» MUTLU SON YOKTUR
Paz 29 Eyl. - 15:00 tarafından DeaSsi

» ,,,,,,,
C.tesi 15 Haz. - 13:03 tarafından DeaS

» !!!!!!!!!!!!!
Paz 9 Haz. - 22:13 tarafından DeaSsi

» ,,,,,
Salı 26 Şub. - 22:58 tarafından DeaS

» ,,,,,,,,,,
Perş. 14 Şub. - 17:11 tarafından DeaSsi

» ,,,,,,,,,,,,,,,,
C.tesi 6 Ekim - 21:54 tarafından DeaSsi

» Evetttt...
Paz 19 Ara. - 14:22 tarafından DeaSsi

» Yaslarımın şahidi...
Çarş. 17 Kas. - 11:55 tarafından DeaSsi

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Ekim 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     
TakvimTakvim
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum

Paylaş | 
 

 YAVUZ BÜLENT BAKİLER *CEBECİ İSTASYONU*

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
DeaS
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 284
Yaş : 39
Nerden : ankara
Kayıt tarihi : 11/01/09

MesajKonu: YAVUZ BÜLENT BAKİLER *CEBECİ İSTASYONU*   Salı 3 Şub. - 12:56

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Sıcak bir kara sevda
Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
Acımsı, buruk.
mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
Bir saçak altında kararsız, yorgun
Saatlerce duruyorduk
Kimse görmüyordu bizi

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar
Sen bir başka türlüydün
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun...

Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
Gerilmiş bir keman teli gibiydik

Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat
Bilmem kaça vuruyordu
Bir yağmur yağıyor inceden ince
İçimizdeki binbir düşünce
Harmanlar misali savruluyordu
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
Tiril tiril titriyordun
Gitsek gitsek diyordun.

Yüreğimin atışından deli gönlümce
Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
Türküler söylüyordum
Ağlıyordun, ağlıyordun...

Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel Ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık
Ne olursun

Yavuz Bülent Bakiler

]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
DeaS
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 284
Yaş : 39
Nerden : ankara
Kayıt tarihi : 11/01/09

MesajKonu: Geri: YAVUZ BÜLENT BAKİLER *CEBECİ İSTASYONU*   Perş. 5 Kas. - 20:20

Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince
Rüzgarlar esmiyor mu serince
Bir sigara yakıyorum efkarlanarak
Çıkıp karşıma sen geliyorsun
Saçların ıslanmış oluyor
“Gel” diyorum duymuyorsun beni bir türlü
Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor
Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden
Ellerim boşlukta kalıyor

Bir gün çıkıp gideceksin
Sonra arkandan yine bir ince yağmur yağacak
Cadde cadde sokak sokak
Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım
Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar
Saklamak zor olacak çaresiz kalacağım
Seni sevdiğimi anlayacaklar
Üstüme yağmurlar yağacak
İnce bir dal gibi birden kopup kırılacağım
Kaldırım taşlarında sıcaklığım kalacak
Kahrolacağım

Bu şiiri yağmur yağarken yazdım
Ezanlar okunuyordu minarelerden
Seni düşünmeseydim yağmurlu havalarda
Sokaklara çıkmayı göze almazdım
Melül mahzun dolaşmazdım akşam karanlığında
Duraklarda yapayalnız kalmazdım

Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince
Rüzgarlar esmiyor mu serince
Çıkıp karşıma sen geliyorsun
Saçların ıslanmış oluyor
Gel diyorum duymuyorsun beni bir türlü
Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor
Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden
Elerim boşlukta kalıyor.


Yavuz Bülent Bakiler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
DeaS
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 284
Yaş : 39
Nerden : ankara
Kayıt tarihi : 11/01/09

MesajKonu: Geri: YAVUZ BÜLENT BAKİLER *CEBECİ İSTASYONU*   Perş. 21 Ocak - 22:22

Sivas'ta Yoksul Çocuklar
Sivas'ta Ulu Camii avlusunda çocuklar
Yalvaran gözlerle etrafa baka baka
Açıyorlar küçük esmer avuçlarını:
-Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka!

Hükümet konağının yanında biri
Bir kemik kalmış bir deri...
'Boya cila yimbeş, boya cila yimbeş' diye ağlıyor
Ve daha fırça bile tutamıyor elleri.

Garipler Pazarı'nda körpe çocuklar
Yorgunluktan güzelim yüzleri al al...
Öldüren bir çığlık dudaklarında:
-Boş hamal!boş hamal!boş hamal!

Nane satan su satan yetim çocuklar
Şarkı söyleyemediler güneşe aya...
Biliyorum ne masal dinlemeye doydular
Ne oyun oynamaya...

Bezirci'de, Yüceyurt'ta Altıntabak'ta...
Çocuklar var incecik yüzleri nurdan
Ama toz toprak içinde elleri ayakları
Oyuncakları çamurdan...

Ve günahkar çocuklar, suçlu çocuklar
Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi
Bu suç bizim suçumuz, bu günah bizim
Affedin bizi.

Gökteki yıldızlar kadar sayısız
Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları
Anladım farkınız yok koparılmış başaktan!
Alın bu gözleri benden, alın bu yüreği artık
Utanıyorum yaşamaktan.



Yavuz Bülent Bakiler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
DeaS
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 284
Yaş : 39
Nerden : ankara
Kayıt tarihi : 11/01/09

MesajKonu: Geri: YAVUZ BÜLENT BAKİLER *CEBECİ İSTASYONU*   Perş. 21 Ocak - 22:28

ANADOLU GERÇEĞİ
Yalın ayaklarınla koştun mu tarla tarla
Duydun mu çıplak toprağın, çıplak insanın yasını
Ağlayan kadınlarla, ihtiyarlarla
Yaşadın mı bir yağmur duasını
Bozbulanık ırmaklarda çimdin mi
Kulak verdin mi yürekten kavala, saza
Bir ipek seccade üstünde gibi, huzurla
Durdun mu toprakta namaza ?

Bilir misin köylerde akşam olunca
Çekilir el ayak ortalıktan...
Bir hüzünlü ay doğar karanlığa sapsarı.
Başlar bir ağıt gibi sulardan, kapılardan
Kurbağa feryatları, köpek ulumaları...

Geceleri süt kokan, gübre kokan evleri
Topraktır hep damları, duvarı ker***...
Seferberlik yıllarını dinlerken ürpererek
Tandır başlarında uyudun mu hiç?

Kış günleri trenlerle geçtin mi uzak köylerden
Gördün mü dehşetini, tipinin karın...
Çektin mi hiç acısını istasyonlarda
Tandır ekmeği satan, yumurta satan
Yarı çıplak çocukların...

Kılığın kıyafetin sarmadı beni
Söylediğin türküler bizim türkümüz değil
Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını
Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden
Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş
İnsanlar selâmını esirgemeden
Savuş git içimizden...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: YAVUZ BÜLENT BAKİLER *CEBECİ İSTASYONU*   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
YAVUZ BÜLENT BAKİLER *CEBECİ İSTASYONU*
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Sitemiz Bakım Saatleri
» Eren Bakıcı Özel Resimler
» Siteyi bakıma Alma
» merdum-i didem
» Bir partiden...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KALPLERİN FORUMU :: Şiir :: Edebiyat-
Buraya geçin: